header_right2.jpg
Web Siteme Hoşgeldiniz

"Sakat”, “özürlü”, “engelli” ve/veya bilimum kelimelerle nitelendirilen bendenize boşuna garip garip bakmayın. Her normal insan gibi yaşıyorum ben de. Belki normalden de öte. ‘A’normal mi desem, ‘b’normal, yoksa ‘c’ normal mi? ‘d’ şıkkı olarak ‘hiçbiri’ni işaretlemek de bir alternatif!

Küresel ısınma, hormonsal genişleme, Kıbrıs Sorunu vesaire vesaire vesaire derken akıl kaldı mı ki mantıklı bir şey yazabilsem! Ya da yazamasam! İşte bütün mesele bu. Lâkin bütün mesele bu mu gerçekten? Ya diğer mesele? Meseleler... Zam mı? Enflasyon mu? Koalisyon mu? Koltuk ve yetki kavgaları? Yoksa, benim paparazim senin paparazini, benim chat’ım senin chat’ını yener mücadelesi? ‘Sakat’ız şunun şurasında; kaldırım mühendislerinin derdi de yorar bizi!

E, insanın ağzı torba değil ki büzesin. Zaten dilin de kemiği yok. Bu yüzden midir kelle yiyen bir şahıs, sırf bir dil ve iki kaşık beyin uğruna saatlerce kafatası yalayabilmekte, üstelik bunu hayatın en güzel zevklerinden biri olarak ifade edebilmektedir?

Ha? Ne? Efendim? Ne mi anlatıyorum. Vallahi bir şeyler anlatıyorum işte! Boş verin, dolu alın. Dolu vermezlerse geri almayın. Kazık yemeyin! Son kez söylüyorum kazık yemeyin. Yedikten sonra da şikayet etmeyin. Son pişmanlık fayda etmezmiş diyor atalarımız.

Yani yazmak istediğim şeyi yazabilirsem, yazmak istediğim şeyi yazabilmiş olmaktan dolayı yazmak istediğim şeyi de yazabilmiş olacağım ki, bu da yazmak istediğim şeyi yazabilmeme bağlı. Amma ve lâkin, ayrıcana da fakat ve de ancak yazmak istediğim şeyi yazamayacağım.

Eminim ki hiçbir şey anlamadınız. Neyse zaten bu anlattıklarımın konumuzla bir ilgisi yok.

İyisi mi şimdiye kadar okuduklarınızı unutun. Lâkin sitemi gezdikten sonra mesajınızı, önerinizi, eleştirinizi yazmayı unutmayın!  Sürç-i lisân ettiysem de affedin!